BİR GECE OTURMASI

        “E anlat bakalım Süleeman enişte “dedi meraklı kadın. “Senin baldızın evinde otururlarmış, sahi ne zaman aldıydı evi bacanağın o evi?” Her zamanki gibi afifçe boğazının temizledi yaşlı adam. Daha önce bilmem kaçıncı kez bu hadiseyi anlatmadan önce yaptığı gibi. “Benim baldızla bacanak yetmiş beşte geldiğine göre yetmiş üç senesinde olması lazım o hadise… “Haa o zaman biz öbür mahalleydik.” dedi meraklı kadının kocası. “Ama gocasını tanırdım, kendi halinde mülayim bir adamdı.”diye sürdürdü. “Amaan lafını etmeyin, gadının kemikleri bile kalmamıştır yattığı yerde.” dedi ayaklarını uzatırken yaşlı adamın karısı. Az sonra da elinde bir örtüyle gelmişti gelini, uzattıkları ayaklarını örtmeleri için.“Bacanak o zamanlar manifaturacılık yapardı, bu yakadaki köyleri dolaşıp kumaş satardı malı koyacak bir dükkan lazımdı. O zamanda bu evin varisleri satılığa çıkarmışlar denk geldi aldılar. Altını da dükkan yaptı.”
Bu kez çay dağıtan geline yöneldi meraklı kadın. “Dayın kızını vermiyormuş, oğlan ipsiz sapsızın teki diye.” “Ben oğlanı bilmem ama öyle konuşuluyor, dayım da sorup soruşturmuş vermeye pek niyeti yokmuş.” diye cevapladı genç kadın. “Şimdiki gençler ana baba sözü dinler mi hiç, sözleşip kaçıverirler.” diye sürdürdü meraklı kadın.
“Bizim bacanak evi almadan önce Goca Cemal kiraya vermiş evi bu insancıklara. Adam postacıydı, karısı da ev hanımı. İki de çocukları vardı. Çocuklar geldiklerinde dokuz on yaşlarındalardı zannımca değil mi hanım? Sen daha iyi hatırlarsın, bizden de süt almaya gelirlerdi.” Başıyla onayladı yaşlı kadın. “Güzel, boylu poslu akça bir kadındı. Saçları da beline kadardı.”” Eee Takdiri İlahi…” dedi yaşlı adam. “Ölüm genç yaşlı dinlemez. Vadesi gelen gider.” Öyle tabi de enişte o da cesaret işi.”diye yanıtladı meraklı kadın.
“Çocuklar n’aptı o günden beri acaba.” dedi yaşlı kadın. “Kocası memlekete götürmüş dedilerdi o zamanlar. Şimdi çoktan evlenip barklanmışlardır.”
”Babaları da ikinciyi evlenmiş” dedi meraklı kadın. “O kadından da çocuğu olmuş mu acaba?” diye sordu yaşlı kadın. “Olmuş olmuş ondan oğlanları varmış.” diye cevapladı meraklı kadının kocası.
“Eeee hayat bu…” dedi yaşlı adam. “Ölen öldüğüyle kalır. Kadın da pek güleryüzlüydü , yüzü ayparçası gibiydi bakan bir daha dönüp bakmak isterdi. Eee bizim gibi tarlada güneşin barında yanmadığı belliydi.”dedi yaşlı kadın.
“Kadına az hafifmeşrepmiş dedilerdi o zamanlar. Kocası yakalamış bunları. Aslı var mı acaba enişte?” dedi meraklı kadın. “Orası belli değil de millet konuştudurdu.”diye yanıtladı yaşlı adam.”Ölmüş kadının kemiklerini sızlatmayın bakem.” dedi yaşlı kadın. “Öyleyse bile o deyyusların hiç mi günahı yok! Kapısı açık gördüğün her avluya girilir mi?” “Asıl adama yazık olmuş.” dedi meraklı kadının kocası. “Hem yüz karası hem de ocağı sönmüş.”
“ Hadi bakalım kızım bir çay koyuver.” dedi gelinine yaşlı kadın. “Neyse ne kaç yıl geçmiş üstünden havanda su dövmeyin. O deyyuslar da evde karılarına eziyet eder, sokakta yemeni aramaya giderler. “
“Adamların biri galeyci Dursun’un oğlu öbürü de çırağı mıymış neymiş..? Oğlanlar ayrılmazmış o sokaktan. Asıl iş Dursun’un oğlundaymış, çırağı gözcüymüş dedilerdi o zamanlar. Zaten sülaleri de pek düzgün değildir onların.” diye tamamladı meraklı kadın kocasını. Başını sallayarak onayladı yaşlı adam. “Düşman başına…” diye de ekledi.
“O gün siz mi yetiştiniz enişte?” diye devam etti meraklı kadın. “Bir çığlık koptu önce ne olduğunu anlamadık. Baktık mahallenin kadınları toplanmaya başladı , çığrış bağrış artınca da gidip bakalım dedik. Hiç gözümün önünden gitmedi. Sabiler analarının ayakucunda durmuş ağlaşıyordu, kadın kendini kilerin tavanındaki çengele doladığı urgana asmış. Biz gittiğimizde öylece sallanıyordu. Hiçbirimiz de cesaret edemedik ipten almaya. Birileri kocasına haber salmış adam ruh gibi geldi, aldı karısını ipten sonra jandarması , doktoru geldi aldılar cenazeyi. Bir hayli zaman o sokağa gidemedim . İlk bizim bacanaklar evi satın alınca gittik. Gidince de bakamadım o kilerden tarafa.”
“Eee nasıl alışmışlar o eve?” dedi meraklı kadın.”Ee naparsın o zamanlar bizim bacanağın işler pek iyi değildi, üstünden de iki sene geçmiş varisleri Goca Cemal öldükten sonra ellerinden çıkarmak istemişler, üç beş demeyip sattılar. Hayat bu. Dünya han, biz yolcu …” diye ekledi yaşlı adam.” Hiç…” dedi iç çekerek yaşlı kadın “Olan sabilerle kadına oldu dünya kötüye kalmış.”
“Peki o adamlara hiçbir şey olmadı mı ?”diye atıldı bu hikayeyi bilmem kaçıncı kez dinlemiş olan küçük torun. “Sen her lafa atılma bakem, büyükler konuşurken araya girilmez.”diye payladı annesi. “Erkek kısmısına bir şey olmaz.” dedi meraklı kadın. “Erkeğin elinin kiri kadının alnına sürüldü mü bir daha geçmez.”
“Eskidenmiş o !” dedi yaşlı kadın omuz silkerek. “Bizim büyük torun öyle dedi. Artık kadınların çok hakkı var nene dedi. Eee okumuşluk başka tabii torunlarımız bizim gibi değil. İyi ki değil.” dedi sesi titreyerek,”Ne yemediğimiz dayak ne de hakaret kaldı. Kız kısmı fazla okumaz dediler okuldan aldılar, evlenme çağına geldin deyip hiç bilmediğimiz adamlara, kocaya diye verdiler, yaz bilmez kış bilmez tarlada çalıştırdılar yazık oldu geçen ömrümüze.”Aklına gençliği düşmüştü. “Şimdi öyle mi ya, diye devam etti daha düne kadar çarşıya bile çıkamazken bugün kadınlar her yerde. Kimi doktor, kimi öğretmen, kimi avukat. Aynı benim torun gibi. Hele bir okulu bitirsin ilk davayı kime açacağım belli.” derken yorgun ve yaşlı gözleri küçük torun, gelin, meraklı kadın ve meraklı kadının kocasının kahkaları arasında yaşlı adama çevrilmişti.

More from Aynımah Bilgin

Aynımah Bilgin

Okunma sayısı: 170 Mart 1992 Muğla doğumludur. Kocaeli Üniversitesi İktisadi ve İdari...
Görüntüle

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir