HİÇLİK ÖYKÜSÜ

Zindandan daha karanlık olur muydu hayat? Gözlerini her açtığında o koyu karanlık yakalar mıydı insanın kolundan böyle? Çırpınmak hiç bu kadar boşa olmuş muydu? Çırpındıkça daha çok çeker miydi insanı içine yokluk?

Yok olmak neydi? Beyninde zonklayan koca bir damarla yaşamak yirmi dört saat… Balkona çıktı. Önce gökyüzüne baktı uçsuz bucaksız bir vaha…Sonra bomboş yollarda gezdirdi ruhunu. Sokak lambalarıyla aydınlatılmaya çalışılan yollara. Kavuşmak mı daha zor yoksa ayrılık mı bu yollardaki?

”Bilmem ki ”dedi kendi duyacağı kadar alçak bir sesle. Sigarasını çıkartarak pantolonunun cebinden yaktı. Derin bir nefes çekti içine. Şehrin ışıkları göz kırparken ötelerden ,dumanını üfledi gökyüzüne. Koyu bir kuyunun en dibinden çıkaracaktı o duman onu sanki.

Üşüdüğünü hissetti, bir nefes bir nefes daha ve bir tane daha çekti hızlıca. Titreyen elleriyle sarıldı hırkasına. Kahverengi kırçıllı bir ipten örmüştü onu üşümesin diye. ‘’Soğuk olur oralar üşüme!’’ demiş başka da bir söz etmemişti.

Ama o bir cümle yetmişti ona. İçini ısıtmış ,sanki bir daha asla hiçbir ayaz onu vuramayacakmış gibi gelmişti. O cümle’ seni seviyorum ‘demekti. ‘Seni düşünüyorum ‘demekti. ‘Sana değer veriyorum ‘demekti. Kısaca ‘ Sen varsın’ demekti. Sıkıca sarıldı hırkasına .Sanki ona sarılır gibi. Sıcaklığını hissetti… Kokusunu duydu hemen yanı başında. Gözlerinden akan yaşa engel olamadı. Ve yine o zindan karanlığı sardı içini. Ruhunu emmeye başladı işte.

Dayanamıyorum, dedi. Dayanamıyorum sensizliğe! Üşüyorum! Isıtmıyor beni bu hırka! Yokluğun hiçliğim oluyor işte böyle . Hiçliğim….

More from Esra Öztürk İşler

DOSTA İTHAFEN

Okunma sayısı: 248     Senin ,gökyüzünde de parlıyor mu yıldızlar  ...
Görüntüle

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir