YOL AYRIMLARI VE BİTMİŞ İLİŞKİLER MÜZESİ

Her aşkın sonunda yol ayrımı var mıdır? Yoksa yolu ısrarla ayırmak isteyen bizler miyiz?

Beğeniriz, hoşlanırız, cesaret ederiz, aşkı doya doya yaşarız, sonra da veda ederiz.

Ağlarız, güleriz, saatlerce arkadaşımıza kahve falı baktırırız, hayaller kurarız, çocuklarımıza isimler takarız, sonra da hoşça kal deriz.

Yorarız, yoruluruz; severiz, sevdiririz sonra da ‘birlikte yapamıyoruz’ deriz.

Ne var sanki önce birlikte yapabilsek sonra da âşık olsak. Onu da kabullenemeyiz daha doğrusu beceremeyiz. Aşkın böyle bir kurgu üzerine gerçekleşebileceğine inanmayız. Hislerimize hâkimiyetimiz düşüktür. Hâkim olsak, âşık olmayız.

Aşk, bizi tır gibi ezip geçerken; içimiz yansa, yutkunmaya gücümüz kalmayacak derecede ağlasak da, ‘muhakkak bu yaşadığımdan öğreneceğim bir şey vardır,’ deriz. Gururumuz aşkımızın ötesindedir. Çünkü gerçek âşıkların tek zırhı gururudur.

Evin her köşesinde hatıraları olan sevgilinin, el yordamıyla; tüm hediyelerini, çiçeklerini, notlarını ya da bizde kalan bir saatini, eldivenini, kupasını koca bir çöp poşetine doldururuz. Doldururuz ama asla atamayız. Bir köşede günlerce bekler bizi. Ne zaman biraz dinse acımız, kederimiz, hüznümüz; o zaman elimiz ilk olarak savurup attığımız çöp poşetine gider. Ondan bize her ne kaldıysa, hayatta kalma içgüdüsüyle; hasretle sarılırız, öperiz, belki de ağlarız.

Ya da Ece Temelkuran’ın, ‘İyilik Güzellik’ kitabında bahsettiği gibi; atmaya kıyamadığımız, sevgiliye ait tüm izleri saklarız ve bitmiş ilişkiler müzesine armağan ederiz.

Bitmiş İlişkiler Müzesi, Hırvatistan’ın Zagreb kentinde yaklaşık on beş sene (2006) önce açılmış. Beş sene önce de Los Angeles’ta aynı adı taşıyan bir müze daha açılmış.

Buradan da anladığımız üzere, Dünya’da pek çok kırık kalp var ve her aşkın sonu hüsranla bitiyor.

Bitmiş İlişkiler Müzesi’nin girişinde şu yazıyor:

“İnsana zarar veren ‘kişisel gelişim’ tavsiyelerinin aksine bu müze, biten ilişkinin ardından duygusal çöküntü içinde olanlara daha yaratıcı bir yolla iyileştirme imkânı sağlıyor: müzeye katkıda bulunarak.”

Müzede neler mi var?

Gelinliğini ütülemiş ve ilişkinin en sadık şahidi olan bir ütü, çalar saatler, anahtarlıklar, Meksikalı bir aşığın ilk aşkı için yaptığı bir origami, bir kadının evlendikleri gün üzerinde olan elbiseyi sıkıştırdığı turşu kavanozu ve daha birçok çarpıcı, hüzünlendirici eser.

Müzede Türkiye’den iki parça var. Birincisi terk edilen bir kadının sevgilisinin bıraktığı Zagor çizgi romanı.

Diğeri ise bir milyonluk Türk banknotu. Kadın, hesabı paylaşmak isteği ile bu parayı zorla masaya bırakıyor. Adam da bu parayı aylarca cüzdanında saklıyor. Ayrıldıktan sonra müzeye hediye ediyor. Kısacası var böyle adamlar J

Peki, siz müzeye katkıda bulunmak isteseydiniz… Bu ne olurdu?

Written By
More from Hilal Yalın

LA FONTAİNE MASALLARI NEDEN VAR?

Okunma sayısı: 707 La Fontaine; 8 Temmuz 1921’de dünyaya gelen, Fransız şair...
Görüntüle

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir