KELİMELER

1

GÜLFİLİZ

by

GÜLFİLİZ Sıcak, havayı öyle bir titretiyordu ki; Feshane Caddesi’ndeki taşlar, sarı bir denizde yüzen küçük sallara benziyordu. Eyüp Mezarlığı’ndaki Pierre Loti’ye çıkan kestirme yokuşa…

Son Akşam Yemeği

by

Aslında iki aydır tanıdığım adamın annesi ile tanışmak hiç benlik bir durum değil. Ama onda kendimi alamadığım bir durum söz konusu. Öncelikle fazlasıyla ince,…

KARA GÖLGE

by

KARA GÖLGE Quagmire’dan ayrılan atlı arabanın, çamurlu yollarda bata çıka ilerken çıkarttığı korkunç sesleri içinde; bir bilinmeze sürüklendiğini hisseden delikanlı, kasabanın en azından görebildiği…

Avlu

by

Uyuyamıyordu. Bir saattir gözlerini ayırmadan dışarı bakıyordu. Üç evin açıldığı bir avlu… Betonun soğuğu üzerine yerleştirilmiş, üzeri naylonla kaplanmış eski çekyat, sokak lambasının ışığında…

Ölelim!

by

Ölelim! Avucunda sıktığın çakıllardan akan dereyi, derenin kırmızıya boyadığı şehri seyret ve öl sevgilim. Neon tabelalar, kalabalık caddeler üşüşürken zihnine, daha sık avucunu ve…

ACI VATAN

by

O gece İstanbul’da üçüncü gecemizdi. Üçüncü ve son gecemiz… Sabah acı vatana gidecektim. Uçuş için İstanbul’a gelmiştik annem ve Zeynep’le. Israr etmiştim siz gelmeyin,…

ÇOK SEVMEK…

ÇOK SEVMEK…

by

‘Oldu bu iş!’ diyerek içeri girdi Deniz. Onun kafasına koyduğu bir işin olmama şansı yoktu zaten. Derya, iyi bilirdi bu surat ifadesini, çalışmayı ve…

VUSLAT

VUSLAT

by

– Merhaba. – Merhaba, buyurun. Nasıl yardımcı olalım size? – Ben işlemler hakkında bilgi almak istiyorum. – Daha önce görüşme yaptınız mı yoksa ilk…

KATİL (MAKTUL)

KATİL (MAKTUL)

by

Alın yazım buraya kadarmış diye son kez içinden geçirdi ağzından çıkamayan cümleleri. Planının nasıl bu kadar yolunda gittiğine hayret ediyordu. Olmuştu, istediği olmuştu sonunda,…

Tanrımız Bağışlamayacak Bizi

by

Tanrımız Bağışlamayacak Bizi   Toprak, verdiğini almanın telaşına kapılmış, süpürüyordu kentleri ve öfkeden köpürmüş dalgalar, sokakları zapt etmenin çılgın sevinciyle taşıyordu denize hayalleri, bedenleri….

SUNAYLI BİR ÖYKÜ

by

SUNAYLI BİR ÖYKÜ Utanç yürüyordu. Utanç ayaklarının üstünde, yıpranmış kirli ayakkabısıyla sahilde. Her şey yolundaymış gibi giydirilmiş pembe gocuğu kir içinde, elleri kara. Oysa…