Nohut Odalarımız

Yıllardır kafamı kurcalayan sorulardan biri de şu;  edebiyat teknik bir mesele midir, yoksa kalpten mi gelir? Eğer sorumun yanıtı; edebiyat, hayata dokunur ve dokunduğu kadar etkiler, yeri geldiğinde rahatsız eder hatta kitap bitip gittiğinde bile kendini hatırlatır ise, Nohut Oda benim için, edebiyatın kendisi, diyebileceğim kitaplardan.

Nohut Oda, 2019 Sait Faik öykü Ödülünü aldıktan sonra dikkatimi çekti, “Kendini bildi bileli kabuğunu arayanlara…” diyerek başlıyordu, orada kazandı beni aslında. 5 öyküden oluşuyordu, tahmin ettiğimden çok daha kısa sürede bitirdim. Daha hızlı da bitirebilirdim, her beğendiğim cümlede durup altını çizmeseydim.

Dört duvar arasında geçen öyküler hepsi, temelinde aidiyet kavramı barındıran. Melisa Kesmez, evini benimsemeye çalışan, benimsediği evi terk eden, terk edemediği evini benimseyen kadınları anlatmış.

İlk öyküden sonra durup düşündüm, sahi, içinde yaşadığımız o dört duvarı ev yapan içindekiler değil de nedir? Belki dosttur, belki eş, çocuk belki bir kedi. Yaşananların, paylaşacak kimse olmazsa bir anlamı kalır mı? Kitaptaki karakterin de dediği gibi “cesur olduğun yaşlarında bir yolunu bulup çok sevmeyi başardığın birini’’ bulmak gerek.

İlk öyküdeki kahramanımızın yalnızlığı acı bir şekilde hissetmesi ve sürekli gitmek ve kalmak arasında sıkışması yüreğimize oturuyor. Arkadaşına veda ettikten sonra kendini bir bilinmezlikte buluyor ve eşyalara yüklediği değeri sorguluyor. Balkonunda çiçek yetiştiriyor, zaman oluyor yemek yapıyor, ama hiçbir şey dostunun boşluğunu dolduramıyor. Hep bırakılan yani geride kalan kişi olmayı sorguluyor. Kafasındaki kara bulutlarla uğraşıyor dostuna veda ettikten sonra, o klişe filmleri düşünüyor havaalanında uçağa binemeyip arkadaşlarına ailesine veda etmeyi beceremeyen insanları. Bazense hayal kuruyor arkadaşının yanına gitmeyi haritadan aralarındaki mesafeyi hesaplıyor dağları gölleri aşıp gitmeyi düşünüyor kalan değil giden olmayı.

İçine taş oturur derler ya, öyle oluyor bitince. Samimiyeti her kelimede hissedip, “Ah!” diyor insan. Bir gün kabuğumuzu bulabilecek miyiz? Bulsak bile orda mutlu olabilecek miyiz?

Written By
More from Pelin Ünal

Avlu

Okunma sayısı: 158 Uyuyamıyordu. Bir saattir gözlerini ayırmadan dışarı bakıyordu. Üç evin...
Görüntüle

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir